Ön Yargı Nedir ?

Sözlük manası : ‘Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir’ şeklindedir. Yani kişinin önceden edindiği deneyimler ve o konu ile ilgili bilgilere dayanarak tekrar karşılaştığında akla gelen düşünceler ön yargıyı oluşturur. .
Daha açık ifade ile, ilk kez karşılaşılan durumda ‘yargı’ oluşmakta, tekrarlandıkça ‘ön yargı’ ya dönüşmektedir.
On yargı bir taraf tutma biçimi; bir ideolojik fikri veya bakış açısını koşulsuz desteklemek manasında da kullanılıyor.
Halk arasında ki anlamı ise; genellikle kişinin kararlarının ağırlıklı bir şekilde tek taraflı olarak ortaya çıkması şeklindedir. Kişinin başka kişi, düşünce veya nesneler hakkında sahip oldukları oldukça yerleşik yargılarıdır ve kişinin kararlarının sübjektif olduğunu ifade etmek için kullanılır.
Birçok kargaşanın temelinde yatan kişiyi yanlış yönlendiren ve zaman zaman çok tehlikeli sonuçları olan ön yargı ile ilgili bif hikaye ye burada yer vereceğim
Bir Ön Yargı Hikayesi
Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından biran bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, zamanla oldukça uysallasın
Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorunda olan kadına komşuları gelinciğin vahşi bir hayvan olduğunu ve çocuğu için tehlikeli ve zarar vereceğini söylerler. Ama kadın aldırmaz. Günler geçer ...Kadın bir gün bir kaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada içerdeki odadan bir bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir. Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür...
Sylviane Herpin, Yanlış anlamanın nedenlerini şöyle sıralıyor.
‘Düşündüğünüz; söylemek istediğiniz; söylediğinizi sandığınız; söylediğiniz; karşınızdakinin duymak istediği; duyduğu; anlamak istediği, anladığını sandığı; anladığı arasında farklar vardır. Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlamları için en az dokuz ihtimal vardır.
ÖN YARGILI OLMAMAK ile ilgili bir başka hikaye de şöyle: Dr. Paul Ruskin, öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken bir olay okuyor .-
 - Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor.    
- Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor.         
- Zaman, yer ya da kişi kavramı yok.
- Yalnız, nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor.
-  Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba sarfediyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor.
-  Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor.
- Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor.
-  Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde.        
-  Yürümüyor.
-  Uykusu sürekli düzensiz.                                                
-  Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor.
-Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor.
ş§!l      
-Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor.
Bu olayı okuduktan sonra, Ruskin öğrencilerine böyle bir hastanın bakımını üstlenmek isteyip istemediklerini sorar. Öğrenciler bunu yapmayacaklarını söylerler. Ruskin, kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onların da yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırırlar.
Daha sonra Ruskin hastanın fotoğrafını dolaştırmaya başlar. Fotoğraftaki hasta doktorun altı aylık kızıdır
Denir ki; doğru kararlar, önyargılardan arınmış bir alanda (steril/hijyenik) bir insan etkinliğidir.
Etiketleme
iş yaşamındaki ilişkilere bakıldığında, en çok kullanılan değer yargılarının başında, herkesin birbiri için kullandığı ‘etiketler'in geldiği görülür. Kişiler enine boyuna araştırmadan birbirlerine
çeşitli etiketler düzenlerler. Değerlendirme yapmalan gerektiğinde otomatik olarak bu etiketler devreye girerler. Etiketlerin doğruluğu üzerinde pek durulmaz ve araştırılmasından da kaçınılır. İşin garip hatta tehlikeli yanı, bu etiketlendirme asılsız da olsa, aksi ispat edilse de kolay kolay değiştirmenin mümkün olmadığıdır. İşte bu çarpık, mantıksız bakış açısına ön yargı deniliyor. Özellikle eğitim düzeyi düşük olan toplumlarda önyargı zihniyeti oldukça hakimdir.
Kişi kendisiyle ilgili yanlış bir etiketlendirmeye asla tahammül edemezken başkaları için bu etiketlemeyi rahatlıkla yapabilmekte ve insanları etkisiz hale getirerek, kolayca harcayabilmektedir.
Ön yargıları beyinlerden silebilmenin, çoğu insan için kolay olmadığı doğrudur. Çünkü hafızalara kodlanmış/kazınmış/ kesinleşmiş kanıları bir anda silebilmek güçlü bir irade ve karşıt çalışmayı gerektirir.
Çatışmaların, huzursuzlukların, çözümsüzlüklerin arkasında yatan başlıca nedenlerden biri olan ön yargılar, toplumda adalet ve barışı engellemekte, yanlış değerlendirmelere ve kararlara sürüklemektedir. Irk, milliyet ve din çatışmalarında Ön yargıların rolünün ne kadar büyük olduğu bilinmektedir.
Ön Yargı Tehlikesi
Ön yargıların, tehlikeli olduğu ve bir çok istenmeyen sonuçları doğurduğu söylenebilir. Çünkü Ön yargılar zihni belli sınırlara çeker ve bu sınır dışından gelen her söze karşı tüm gücü ile karşı çıkar, (yukarıdaki hikayelerde olduğu gibi) Bu tür davranışlar kişinin bilişsel ve kişisel gelişimine engel olur. Ön yargıya yenik düşmemek için daha fazla bilgiye, daha çok sorgulamaya ve eğitime ihtiyaç var.
Çevremizi hep yargılarız. Hayatımız olsaydımlarla doludur. Ama insanlar yapılması gerekeni çoğu kez gerektiği gibi yapmaz
ön yargı ile karar verirler. Özgür düşünmeyi engeller belli bir yargıyla düşünürler.
Özetleyecek olursak ; Ön yargının kendi doğrularımız olduğu söylenebilir. Ön yargılı kişinin, kullandığı olguların, kişinin kullanmadığı veya kabul etmediği diğer olgularla karşılaştırıldığında kişi tarafından kapsam ve içerik olarak verilen değerlerin doğru olmaması sonucu ortaya çıkmaktadır.
Ünlü fizikçi Einstein'ın söylediği rivayet edilen bir söz de şöyle: ‘insanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan çok daha zor’. ,
 
DERLEYEN...EDİTÖR
İletişim:[email protected]
Bu makale şu konularla ilgili olabilir :onyargı - kişisel gelişim -

Yorumlar