KONSANTRASYON

KONSANTRASYON
genel olarak, yapılması gerekli olan hareketlerin iç ve dış faktörler nedeniyle yapılmamasından kaynaklanır. Bunları burada kısaca açıklayalım.
Seyirciyle Etkileşim
Seyircinin sporcular üzerinde çift yönlü etkisi vardır. Bunları olumlu ve olumsuz etkileşimler olarak iki gruba ayırabiliriz.
1)  Olumlu etkileşim: Seyircinin sporcuyu olumlu bir şekilde etkilemesidir. Bir takım maçını kendi ülke ya da seyircisi  önünde  oynuyorsa  tezahürat sporcuyu  olumlu yönde etkiler. Olumlu etkileşim, sporcunun dikkat Ve yoğunluğunu arttıracağından performansı yükselir. Burada seyircinin olumlu tavrı söz konusudur.
2)  Olumsuz etkileşim: Üstüste hata yapılıp kötü bir performans sergileniyorsa seyircinin olumsuz tepkisi sporcunun dikkat ve konsantrasyonunu etkileyeceğinden sinirsel bir gerginlik yaratır ve performansı olumsuz yönde etkiler. Bu durumda sporcu kendini yaptığı işe veremez, kendi içinde hem kendisiyle hem rakip ve seyircilerle uğraşmaya başlar. Yine, üstüste yenilgi alan bir takımın seyircisi sporculara baskı uyguladığında da iyi bir performanstan söz edilemez. Bu durum sporcu için bir kısır döngü yaratacağından, başarıya ulaşması mümkün olmaz. Sporcunun bir müsabakada kendisini özel birinin seyrettiğini bilmesi de değişik bir durum yaratabilir. O zaman sporcu kendini daha iyi yapmaya zorlar, o özel kişi ya da kişiler tarafından beğenilme, takdir edilme duygusunun benliğini okşayacağını bilir. İstenilen başarı ve performansın gerçekleşmemesi   durumunda   da   olumlu   duyguların   yerini "küçük düşme", "incinme", "mazeret bulma" ve "utanma" alabilir.
Başarılı bir sporcu bu duygulardan uzak olmalıdır. Başarılı sporcular ile gerçek şampiyonlar, koşullar ne olursa olsun, performanslarını tam olarak ortaya koyan kişilerdir. Bu sporcular, seyirciyi karşısına değil, arkasına alır; küçük düşme ya da rakip seyircinin tepkisinden etkilenmez. Onların akıllarındaki tek düşünce, kazanma ve kaybetme mücadelesi değil, en iyiyi ortaya koyma arzusudur. Gerisi kendiliğinden gelir. Sporcu yapabileceğinin en iyisini ortaya koyuyorsa, rakip seyircilerin bile kendini alkışlayabileceğini unutmamalıdır.
Bazı sporcu ya da takımlar kendi seyircisi önünde değil, deplasmanda iyi oynar. Bunun nedeni, seyirci baskısının olmaması, dolayısıyla sporcunun kendisini rahat ve özgür hissetmesidir.
Geçmişte Yaşama
Bazı durumlarda sporcular hep geçmişte yaşar. Duygusal dengenin kurulmaması, aşırı duyarlı ve alıngan olma bazı sporcularda görülen ortak yanlışlardır.
Sporcular bazen daha önceki hata ya da hatalarına saplanıp kalır. Maç devam etse bile kendileri hâlâ oradadır. Bir tenisçi file önünde kolayca yapacağı voleyi fileye takmıştır. Bir basketbolcü boş bir turnike kaçırmıştır. Bir futbolcu penaltı atamamıştır. Bu durumlar yüksek performansı etkileyen zihinsel faktörlerdir. Sporcular iyi bilmelidir ki, o an geçmiştir. Yüksek performansa ulaşmanın en önemli unsuru "anı yaşamak"tır. Ama o an, "içinde bulunduğu andır." Geçmiş ya da gelecekte yaşamak, en büyük ortak hatalardan biridir. Gerçek şampiyonlar yalnızca o maçı yaşamak için çok, ama çok çalışırlar. Aksi takdirde uzun bir zaman diliminde ya da zor koşullarda yapılan çalışmaların hiçbir önemi kalmaz. Bir sporcunun tekniği ve kondisyonu ne kadar iyi olursa olsun, yeterli zihinsel faktörler devreye girmezse gerçek başarı asla gelmez. Teknik çalışmalar zihinsel çalışmalarla bütünleştiğinde performans kendiliğinden artacaktır.
Gelecekte Yaşama
Geçmişte yaşamak kadar gelecekte yaşamak da sporcuların ortak hatalarından birisidir. Gelecekte yaşamak, yine zihni gereksiz şeylerle meşgul ederek dikkati dağıtır ve konsantrasyonu azaltır. Bu durumda üstün performans sergilemek mümkün değildir.
Gelecekte yaşayarak olabilecek şeyleri düşünen bir tenisçinin kendi içinde yürütebileceği iç diyalogları şöyle sıralayabiliriz:
• Saygıyı kaybedersem ne olur?
• Oyunu kaybedersem ne yapanm?
• Çift hata yapmamalıyım.
• Seti verirsem ne yapanm?
• İnşallah yorulmam.
• Kaybedersem antrenörümün yüzüne nasıl bakarım?
• Oyunu ve seti alırsam maçı kazanabilir miyim?
Bu iç diyalogları hemen hemen bütün spor dallarında görebiliriz. Önceki bölümde belirttiğimiz gibi, amatör ya da
profesyonel bir sporcu üstün performansa ulaşmak için doğru düşünmeyi bilip öğrenmek zorundadır. Doğru düşünce doğ-ı eylemi oluşturur. Doğru eylem de en doğru stratejidir.
Analiz Hatası
Konsantrasyonu etkileyen diğer bir konu, sporcunun (mekanik bir hareketi yaparken inceleme ya da analiz yanlışına düşmesidir. Her düşünce ve eylem, başarı ve yüksek performansa giden bir araçtır, ama amaç değildir.
Tenisçiyseniz maçta vuruşlarınızı fazla incelemeyin. Vuruşunuzu doğallaşım. Raketi açışınız, vücut hareketlerinizin değişimi, ayaklarınızın yönü o an fazla önemli değildir. Kendinize değil, topa konsantre olun. Topu hedefinize atmayı düşünün. Topu yükseğe atmanız değil, doğru yere atmanız önemlidir. Sonra, hareketlerinizi rutin ve otomatik hale getirin. Beceremediğiniz ve emin olmadığınız şeyleri yapmayın. Onları denemenin yeri maç değil, antrenmandır. Maçlarda en iyi halinizi ortaya koyun. Yapamadıklarınızdan çok yaptıklarınız önemli olsun. Profesyonel sporcular bile herşeyiyle mükemmel kişiler değildir. Agassi'ye sorsanız ayaklarının yavaş, Chang'a sorsanız servisinin kuvvetsin olduğunu söyleyebilir. Onlar yapabildiklerinin en iyisini yaptıkları için başarılı olurlar. Çünkü, eksiklerinden çok olumlu yönlerinde ustalaşmışlardır.
 
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@kisiselgelisim.gen.tr


Bu makale şu konularla ilgili olabilir :konsantrasyon bozukluğu - konsantrasyon nedir - motivasyon - konsantrasyon testi - meditasyon - konsantrasyon oyunu - konsantrasyon kimya - konsantre -

Yorumlar