YORGUN BEYİN

YORGUN BEYİN
‘İyi, ama öğrenmek beni yoruyor! Yorulan beynimden arada bir, küçük bir dinlenme paydosunu esirgememem gerekir!’
Özürlerin en göze çarpanı bu!
Şimdiye kadar değindiğiniz kaçamaklar, hiç değilse küçücük de olsa bir parça gerçek içeriyordu - hiç kuşkusuz kişinin hiç affetmeyen istek zayıflığını ve kararsızlığını ortaya döküveren bir gerçek.
Oysa bu özürde ileri sürülen şey, hiçbir esasa dayanmamaktadır. Bu bakımdan bir bahane bile değildir. Beyin aslında yorulmak bilmez. Nice insan ‘durmuş’ ya da ‘yorgun düşmüş’ beyinden ve buna benzer şeylerden yakınır durur. Oysa böyle bir şey yoktur.
Beynimiz adale değildir. En sürekli, en yoğun bir çalışma dahi, kafanızın içindeki bu küçük harika makineyi yoramaz. Uzun bir zihinsel çalışmadan sonra yorgunluk belirtileri görülüyorsa, bunun nedeni her zaman için vücudumuzun başka kısımlarında aranmalıdır. Bir an için hatırlamaya çalışın: Son kez zihinsel çalışmanıza devam etmek için kendinizi bitkin hissettiğinizde, yorgunluk nerenizde belirmişti? Büyük olasılıkla gözlerinizde, çünkü sürekli gerilim göz adalelerinizi yormuştur. Benzeri belirtileri her halde ensenizde ve sırtınızda farketmişsinizdir. Buraların adaleleri de aynı şekilde sürekli gerilim hali içinde bulunmuşlardı.
Ya beyniniz? Burası çalışmanızın sonunda, tıpkı başlangıçtaki kadar dinç kalabilen tek organımızdır.
Geçenlerde genç bir kadınla yapılan bir deney, on iki saat süreyle, hiç ara vermeden aynı sıkı çalışmanın sürdürülebileceğini göstermiştir; hem de en küçük bir yorgunluk belirtisi saptanmadan.
Deneğin dört basamaklı iki sayıyı, hiç ara vermeden, olabildiğince hızlı ve zihinden çarpması gerekiyordu. Genç kadın bu işi, on iki saat süreyle sürekli yaptı. Hesap işlemlerinin doğruluğunu ve hızını durmadan kontrol etmek zorunda kalması, iş görme gücünde herhangi bir azalma meydana getirmedi. Denek, on iki saat sonra çalışmasını kestiğinde, sadece açlıktan ve bedensel yorgunluktan ileri gelen bir durum gözlemlenebiliyordu.
Zihinsel yorgunluk sandığımız, çoğu zaman can sıkıntısından başka bir şey değildir. Zihinsel bir ödev zor gelmeye başlar başlamaz da, insan, içinde niyetini gerçekleştirmek ile bu niyetten vazgeçmek arasında ileri geri dalgalanmalar hisseder.
Washington Üniversitesi Psikoloji Profesörü Edgar J.Swift, bir dizi deneyle yorgunluğun asla zihinsel çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkmadığını kanıtlamıştır. Çoğunlukla böyle bir durumun asıl nedeni, dikkatsizlik ve uzaklaşan düşünceleri toparlamakta gösterilen iktidarsızlıktır.
Alman filozofu Arnold Gehlen de, isteksizlik tepkilerinin tekrar ortadan kaldırılabileceğini belirtmektedir. Zira ‘insansal dürtüler geliştirilmeye ve biçim verilmeye elverişlidirler; eylemlere göre serpilebilecek durumdadırlar, böylece kendileri gereksinme haline gelebilirler.’
Onun için gününüzü planlarken, zihinsel çalışmanızın günlük bölümü için öyle bir zaman seçmeye dikkat edin ki, bu zaman kişisel deneyimlerinizden algılamaya en elverişli olduğunuzu saptadığı-] nız saatler olsun.
Bir gün boyunca öğrenme yeteneğiniz de belirli dalgalanmalar yapar.

DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@kisiselgelisim.gen.tr
Bu makale şu konularla ilgili olabilir :beyin - insan beyni - gevseme -

Yorumlar