YAŞAM BOYU AMAÇ

Nereye gideceğini bilen kişiye yol vermek için dünya bir yana çekilir.
 
Engel: Amaçsızlık
 
İnsanın varlık sahnesinde belirişiyle birlikte ortaya çıkmış, sürekli değişen, gelişen bir olgudur amaç. Genelde amaç olarak görülen şeylerin temelinde ihtiyaç ya da eksiklikler yatmaktadır. Günümüz insanının, içinde bulunulan düzen çerçevesinde belli bir yaşam amacı vardır kuşkusuz. Burada sözünü ettiğimiz amaç ise genel bir kavramdır.
 
Psikolojik açıdan "amacı olan bir insan" diye tasvir ettiğimiz durum, genel olarak "amaç" diye adlandırdığımızdan farklı olabilmektedir. "Amacı olan bir insan", gelecekteki durumunu gören, ona göre hareket eden, kendini programlayan, amacına ulaştığı anda kendi mutluluğu ve huzuru için yeni bir amaç belirleyen insandır. Amaç, hiçbir zaman eksik olmayan ve yeterli esnekliği taşıyan bir süreç olmalıdır ki yaşamda doyum verici bir konum elde edebilelim.
 

Bizler eşsiz bireyler isek, dünya nüfusu kadar kişilik özelliği (ya da bunların bileşimi) var demektir. Kişiliğimizin oluşumunda değerler, inançlar, içinde bulunduğumuz çevre, kültürel ortam gibi sayısız koşul işbaşında olduğu için bizler, her birimiz, bir eşi daha olmayan varlıklarız. Bizim gibi birisi ne önce vardı ne daha sonra olacak. Tek başına bu gerçek bile kendimize hak ettiğimiz değeri vermemiz için yeterli değil mi?
 
Zamanın başlangıcından beri yeryüzüne gelmiş insanlar arasında sizin gibi
hiç kimse olmadı ve asla olmayacak.
 
Bunun üzerinde düşünün... Ve gerçekten ne kadar özel olduğunuzu anlayın. -George Shinn
 
Amacın kendine özgü sihirli bir gücü vardır. Bu güç, ona sahip olan kişiyi öyle bir kavrar ki, içinde oluşan tutkunun ateşiyle kavrulan birey, yüksek motivasyonuyla karşısına çıkan her engeli zorlanmadan ortadan kaldıracak, onu amacına götüren yoldan hiçbir şekilde ayrılmayacaktır. Yeter ki içini heyecanla dolduracak, gözlerinin içini pırıl pırıl parlatacak bir hedefi gözünde canlandırabilsin.
 
İnsanlara baktığımızda, belli bir amaç doğrultusunda yol alırken amacına ulaşamadığında çöküntüye uğrayıp pes edenlerin ne kadar çok olduğunu görebiliriz. Amaca ulaşma yolunda karşılaşılan en büyük zorluklardan biri,
 ulaşılmak istenen şeyin elde edilememesi durumunda oluşan vazgeçme, erteleme gibi tepkilerin ortadan kaldırılmasında yaşanmaktadır.
 
Ulaşılmak istenen bir hedef varsa, ona ulaştıracak birden fazla yol olabilir.
Hiçbir koşulda vazgeçmemek, yenilmemek bu yolda gösterilebilecek en önemli özelliklerdir. Başarılı saydığımız her insanın, sadece başarılı yanlarıyla ön plana çıktığını unutmamamız gerek. Kendi yollarında gösterdikleri çabayı, özveriyi ve en önemlisi "başarısızlık" dediğimiz sonuçları kimse görmemekte. Edison'un ampulün ortaya çıkmasıyla sonuçlanan uzun uğraşı buna örnektir. 9.999 kez denemek ve "başarısız" olmak onu hiçbir şekilde yıldırmamıştı. Bu başarısızlıkların her biri yanlış yolu göstermiş, böylece izlenmesi gereken doğru yola biraz daha yaklaşmasını sağlamıştır.
Elde edilen her sonuç, genelde verilen adıyla "başarısızlık" olarak değil, adı üstünde, "sonuç" olarak algılanmalıdır. Özverili çabalarımızın, attığımız her adıma (başarılı ya da başarısız) gereken değeri verdiğimizde bizi sonuca götüreceğini bilmeliyiz.

Büyük şeyler için çabalayarak başarısız olmak, çabalayacak ve başaracak
hiçbir şeyi olmamaktan daha iyidir. -George Shinn
 
Konuya biraz daha açıklık getirmesi açısından şöyle bir örnek verebiliriz: Çocukluğumuzu düşünelim. Çevreyi yavaş yavaş tanımaya başladığımız, olan biteni büyük bir merakla izlediğimiz zamanları. İlk yürüyüş denemelerimizde, düştüğümüz zamanlar "Beceremiyorum. Olmuyor!" tepkisi göstermiş olsaydık ne olurdu? Olasılıkla hâlâ emekliyor olurduk..
İnsan aklı neyi kavrar ve neye inanırsa, onu gerçekleştirebilir.
-Napoleon Hill

Önemli olan, içimizdeki potansiyel ve yeteneği fark etmek, yeteneklerimiz doğrultusunda harekete geçmek, gideceğimiz yolda ilk adımı atmaktır. Barındırdığımız potansiyel ve yetenekler, saklı kalsın diye verilmedi bize. Bunları geliştirmemiz, açığa çıkarmamız ve tüm insanlıkla paylaşıp hayatta bize ait yeri almamız gerek. Hepimizin önünde, "hayata bir şeyler vermek" gibi bir görev var çünkü. Büyük olarak nitelendirdiğimiz insanları düşünelim. İçimizden birileri değil mi onlar da? Uzaydan gelmedikleri ortada. Farkları, içlerindeki gücü fark etmeleri, bunu geliştirmek için çaba göstermeleri ve harekete geçecek cesarete sahip olmaları. Evet, harekete geçmek cesaret ister. Çok insan vardır ki, cesaretsizlikleriyle bir yanardağ gibi patlamaya hazır hale gelmesine rağmen içlerindeki enerjiyi harekete geçirememiş, ifade yolunu bulamadan sönmeye bırakmış, bu dünyada iz bırakmadan göçüp gitmiştir.

Bilinçaltımızdaki kayıtlar bilince çıkmadıkça karşımıza kader olarak çıkar.
-Carljung

Günü geldiğinde hepimizin bu dünyadan göçüp gideceği gerçek. Peki, yok olup gittikten sonra hayata katkısı olmuş, ardında unutulmayacak iz ya da izler bırakmış biri olmak elimizde mi? Elbette! Yeter ki tercihlerimizi kullanalım. Çünkü tercih etmek özgürlüktür. Tercih yapabildiğimiz ölçüde özgürlüğümüzü de yaşarız.

Beethoven, tercih etme özgürlüğünü yaşayanlardan biri. Müzik öğretmeninin onun asla bir besteci olamayacağı eleştirisine inansaydı ve ona göre hareket edip içsel güçlerini ortaya çıkarma çabası ve inancını göstermeseydi, Beethoven diye birini tanımayacaktık. Aynı şekilde Walt Disney, ünlü olmadan önce çalıştığı gazeteden "işe yaramaz fikirleri" olduğu gerekçesiyle kovulduğunda kendine inanmasaydı, böyle büyük bir yapımcının yaratıcılığından yoksun kalacaktık.

Bir kişi bir şeyi yapabiliyorsa, onu herkes yapabilir.
 
İnsan toplumsal bir varlıktır. Toplumun kabulü herkes için vazgeçilmez bir ihtiyaç ve güdüdür. Ancak toplumsal bir varlık olmak demek, kişiliğimizi bütünüyle ve yalnızca toplumun istekleri doğrultusunda oluşturmak anlamına gelmemelidir hiçbir şekilde. Ulaşmak istediğimiz amacı, çizdiğimiz yaşam yolunu belirleyen  çevre  ise -toplumumuzda çok yaygın bir durumdur bu- bir yerlerde bir yanlışlık var demektir. Kökeni kendi bireyselliğimiz, kendi eğilimlerimiz yerine toplumun dayattıkları olan bir amaç ve bu amaç yolundaki eylem planı kaygan kumdan bir zemin gibidir. Kendi seçimimiz olmayan bir yolun getireceği mutsuzluk, huzursuzluk ve doyumsuzluk da cabası.
 
Seçtiğiniz amaçlar sizin amaçlarınız olmalıdır. Başkalarının sizden istedikleri değil!
 
Oluşturduğumuz amaç ya da amaçlar herkeste farklı olduğuna göre, bu amaç çeşitliliğinin temelinde ne gibi değerler ve prensipler söz konusu acaba? Bu amaçlar neye göre ortaya çıkmakta ve şekillenmekte? Ulaşmak istediğiniz noktayı şöyle bir hayalinizde canlandırın. Kendinizi amacınıza ulaşmış ve o anı yaşıyor olarak düşünün... Tamamen olayın içindesiniz... O yerde, çevrenize de dikkat edin... Bütün duyu organlarınızı en üst düzeyde kullanmaya gayret edin. Eğer hayal ederken içinizde bir kıpırtı oluşuyorsa, bu gerçekten ulaşmak istediğiniz amaçtır. Herhangi bir heyecan duymuyorsanız, bu amacın, sizin kendi amacınız olup olmadığını bir daha düşünün.
 
Amacınızı belirlerken neler doğrultusunda hareket ettiniz? Temeli kendi kişiliğinizden kaynaklanan değerler miydi? Örneğin kendinizi ileride başarılı bir doktor olarak gördüğünüzde, bunda özveri, yardımseverlik, insancıl olma gibi değerler mi etkili oldu? Yoksa, gurur, kendine yetme, güvenlik gibi değerler mi? Saptadığımız her bir hedefin, çizdiğimiz yolların özünde kendi yaşam biçimimizden, çevremizden, kültürel ortamımızdan, kısmen de genetik yapımızdan,   kısacası  kişiliğimizden  kaynaklanan  özellikler
 bulunmaktadır. Üzerinde özellikle durduğumuz ve büyük önem verdiğimiz bazı değerleri hayat boyu ön planda tutarız. Yaşadığımız sarsıntıların, düş kırıklıkların temelinde bu değerlerimizi görebiliriz. Örneğin, birinin bize saygısızca davranmasına öfkeleniyorsak, tepkimize zamanla bilinçaltımızda şekillenmiş olan "saygı" değerinin neden olduğunu görebiliriz. Duygusal temelli tepkilerin tümü belli değerler çerçevesinde oluşmuşlardır. Bu değerlerin oluşumunu, kendimizi gözlemleyerek, yaşadıklarımızı düşünerek ortaya çıkarabiliriz. Bunun tek yolu iç gözlemdir: Bir bilim insanı, bir kaşif merakı ve heyecanıyla kendi iç dünyamızı gözlemlemek ve neler olduğunu anlamaya çalışmak.

DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@kisiselgelisim.gen.tr



Bu makale şu konularla ilgili olabilir :yaşam - amaç - hedef -

Yorumlar