ÖNCE HALK SONRA İNSAN

İnsanlık tarihinde adı geçen komutanların, efsaneleşmiş kahramanların, sultanların, devrimcilerin, teröristlerin niceliğinin sınırı yoktur. Her ulus veya her toplum kendi geçmişinde belki onlarca belki yüzlerce büyük adam yetiştirmiştir. Ancak yalnızca halkçı önderlerin, halkçı yöneticilerin adı kazınmıştır tarihe; bir tek onların ilkeleri canlılıkla yaşamış, coşkuyla yaşanmıştır. Halklar yaşadıkça halkçı olanlar da hep yaşamıştır; yeryüzü var oldukça halklar hep yaşar zaten. Bir tek halkıyla birlikte bir olup bağımsızlık ve özgürlük yolculuğuna çıkan savaşçılar kazanmışlardır savaşları; tutsaklıktan ve sömürüden onlar kurtulmuşlardır, diğerleri değil. Halka sırtını dönenler de evrene ve yaşama sırt çevirmişlerdir.

İnsan tek başına hiçbir şeydir. Tek başına bir insanın ne adımn, ne düşüncelerinin, ne üretimlerinin, ne de kişiliğinin bir anlamı vardır. Çünkü insan, bir bütünün içinde anlam ve değer kazanır. Doğası gereği böyledir. Bir topluluğa karışmamış, bir insan bütünlüğünün içinde yer almamış bir insan, ulu bir duvarın örüntüsü içinde değil de, o duvarın dibinde bir başına duran anlamsız bir taş parçası gibidir, mermer olsa bile.           
 
Irkı, türü, inancı, yaşı, işi, öğrenim durumu, özel ilgi alanları ne olursa olsun, her insanın içinde bulunması gereken en yetkin bütün halktır. Halk, insanın bireysel doğasmdaki bütün nitelikleri içinde barındıran en büyük ve en gelişmiş bütündür çünkü. İnsanın doğasındaki düzen, ahlak, adalet, soruşturma, yargılama gibi duygular daha gelişmiş ve kurallaşmış biçimde halkın içinde kendini gösterir. Ne kadar becerikli, yetenekli, olgun, onurlu, değerli olursa olsun halka karışmamış, halk olmamış bir insan, okyanusun karanlık dibinde gün ışığına çıkmadan bekleyen inci tanesi gibidir; en büyük de olsa, en az bulunur da olsa. İnsanı anlamlı hale getiren, onurlu, değerli yapan halktır çünkü. İnsanın değerinin, anlamının, onurunun, büyüklüğünün ölçütleri halk içinde halk tarafından düşünülür, yazılır, uygulanır.
Beynini, tarihin bütün insanlık deneyimleriyle, bedeninin her yanını teknolojinin son ürünü silahlarla, yüreğini, sınırsız cesaret ve kararlılıkla doldurmuş ve donatmış olsa da, kendisini kucaklayan ve destekleyen bir halk olmadan hiç kimse başarıya ulaşamaz, kahramana dönüşemez. İnsanlık tarihinin sayfaları içinde adları yazılı olan kahramanlar, yalnızca başarıların simgeleridir aslında. Onları yaratan, yücelten ve başarıya taşıyan gerçek kahramanlar onların halklarıdır.
 
Halk , bir arada yaşayan insanlar topluluğudur. Irkları ve inançları ayrı da olsa birlikte yaşayan insanlar halktır. Halkın gücü, büyüklüğü de buradan kaynaklanmaktadır. Yapay ayrımları bir yana bırakarak, insan gibi bir arada yaşamaktan, paylaşmaktan... Kişi halk içinde insan olur ve insan olarak yaşamayı öğrenir. Bir arada yaşayanlar güçlü olurlar. Çünkü yaşamı paylaşırken örgütlenirler, kurumlaşırlar, ilke sahibi olurlar, kurallara uymayı, yaşamın yükünü ve getirişini paylaşmayı öğrenirler,.değer bilirler, değerli olanlara değer verirler.
 
Halkı oluşturan topluluk, birbirine hiç benzemeyen hücrelerin birbirleriyle üst düzeyde bir iletişim ve uyum düzeni içinde yaşadığı; her bir hücrenin görevlerini, sorumluluklarını ve haklarını bildiği bütündür. Bu yetkin bütün her bir hücreye, yani bireye, bütün ilkelerini, hangi hücreyle nasıl iletişim kurulacağını, hangi iletişim sürecinden hangi sonuca ulaşılacağını öğretir ve hücreyi bu sürece doğru yönlendirir.
 
Bir arada yaşayanlar zorunlu olarak insan olurlar. İnsan olmanın farkına vararak insan olmanın gereklerini kavrar ve uygularlar. İçinde yaşadıkları topluluk her bir bireyi insan oluncaya kadar eğitir, biçimlendirir ve kurallara uydurur. Halk, kocaman, çok etkin ve kesin sonuçlar alabilen bir eğitim kurumudur. Bütün çabalara karşın insan olamayanı, insan oluncaya kadar yontar, ta ki insan biçimine girsin.
 
Halk, sayısız canlı hücreden oluşmuş, örgütlü, düzenli ve üreten bir bütündür. Sistematik bir biçimde işleyen canlı bir bütünün yetkin örneklerini veren halklar genellikle, kendilerini anlatmaya çalışan önderlerin ya da yöneticilerin de anlatımları sırasında kullandıkları, sözünü ettikleri bütünlerdir. Söz konusu kişiler kendilerini anlatırken, kendi üretimlerinden veya başarılarından söz etmek yerine halklarının üretimlerinden, ve başarılarından söz etmeyi yeğlerler. Halk her zaman, kişiden daha fazla değeri olan ve kazanç sağlayan bir kavramdır çünkü.
 
Halk, evrendeki yaratılmışların en büyüğü ve en güçlüsüdür. Yeryüzünden gelip geçen devletlerin, ırkların, orduların, uygarlıkların sayısı bilinmez; ancak halkların geçidi binlerce yıldır bitmez. Halklar dışındaki her şey geçici, halklar ise süreklidir. Yeryüzü halkların gezegenidir; kahraman kişilerin, uluslararası şirketlerin, ünlü oyuncuların değil. Belki evren de yalnızca halkların evrenidir. Evren de , yeryüzü de, yaşam da anlamını ve değerini halklarla bulduğu içindir ki; her kişinin izleyeceği yaşamsal süreç, önce halk olmak sonra insan olmaktır.

DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@kisiselgelisim.gen.tr

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :halk - insan -

Yorumlar