KORKULARLA NASIL BAŞA ÇIKILABİLİR?

Siz, ben ve bizim gibi milyonlarca insan, istemediğimiz şeyleri söylüyor, yapıyor ve satın alıyoruz. Ve bunun da tek bir nedeni var: Korku.
 
Evdeki ve okuldaki eğitim sistemimizin bütünüyle baskı ve korkular üzerine oturduğunu farkettim.

Bana göre en çok rastlanan üç korku türü şunlardır:
 
1. Kazanılmış ve elde edilmiş olan şeyleri kaybetme korkusu.
 
2. Bilinmeyenden korkmak.
 
3. Hayatın gerçekleri ile başa çıkamamak endişesinden doğan korku.
 
Sizler de, pek öyle zorlanmadan korkularınızın hayatınızı nasıl belirlediğini
gözlemleyebilirsiniz. Bunun için, şu üç soruyu cevaplandırmanız yetecektir:
 
•  Gerçekten arzu ettiğiniz mesleği mi yapıyorsunuz?
 
•  Hayalinizdeki eşle mi birliktesiniz?
 
•  Sürdürmek istediğiniz türden bir hayatı elde edebildiniz mi?
 
Eğer bu üç soruya da "evet" cevabını verebiliyorsanız, siz, mutlu yaşama konusunda bir usta sayılabilirsiniz ve bu kitabı okumanıza da hiç gerek yoktur.
 
Ama cevaplarınız "hayır" olmuşsa, bu kez de niçin istediğiniz mesleğe yönelmediğiniz ve hayatınız ile eşinizden neden memnun olmadığınız konuları üzerinde iyice düşünmelisiniz. Daha da önemlisi, bu durumları değiştirmeye neden daha önce hiç niyet etmediğinizi anlamaya çalışın.
Ben size bunların nedenlerini söyleyeyim. Günlük hayatımızı belirleyen çok değişik türlerdeki bir çok korku etkeni, bizi böyle cesaretsiz ve korkak bir hayat sürmeye yönlendiriyor. Bu korkular yıllardan beri bizle birlikte yaşadıkları için, kökleri çok derinlere kadar inmektedir. Hatta bunlar bizimle öylesine özdeşleşmişlerdir ki, onları artık korku olarak görmeyiz bile. , Otuz yıl önce karımla evlendikten sonra, bir ev almak istemiş ve bu nedenle bankadan kredi talebinde bulunmuştuk. Bu krediyi yüzde dokuz faizi ile birlikte, on yıl içinde geri ödememiz gerekiyordu. "Günlük bir olay, bu işin içinde korku faktörü nerede?" diye sorabilirsiniz.

Korkuyu doğuran ilk etken, herhangi bir nedenle bu krediyi geri ödeyememek ihtimalinin oluşturduğu endişeydi. O zamanlar günlük bir gazetede muhabirlik yapıyordum ve gazetedeki hiyerarşik patron sistemine bağlı durumdaydım. Nitekim bir süre sonra, servisteki şefimle aramızda önemli bir anlaşmazlık çıktı. Ben, kesinlikle haklı olduğumu biliyordum. Ve doğru olan da, tası-tarağı toplayıp, oradan ayrılmak, yani istifamı vermekti. Ama ben, kredi borcunu ödemek zorundaydım, kısa sürede başka bir iş de bulamayabilirdim. îşte bu korkular yüzünden, normal davranış şeklimi değiştirdim, bence doğru olanı yapmadım ve servis şefinden özür dilemek zorunda kaldım.

Daha bu, sorunun tamamı değildi. Eğer işten ayrılırsam, karım belki bunu anlayışla karşılayabilirdi, ama benim, onu evliliğimizin hemen bir süre sonrasında, işsiz bir gazetecinin karısı durumuna düşürmeye hiç de hakkım olmadığını düşünüyordum.

Ayrıca kanının arkadaşları ve ailesinin de bu durumu hoş karşılamayacakları düşüncesi de, içimde bir korku doğmasına sebep oluyordu. Olayı kendi aileme aktarırken de, yine zorlukla karşılaşacağımı gözönüne getirmek, beni sıkıyordu.

Kısaca, tüm bu endişe ve korkuların baskısı ile yapmam gerekeni ve doğru olanı uygulamak yerine, onların beni yönlendirdikleri biçimde davranmış olmaktaydım. Yıllar sonra bu olayı hatırladığımda, korkumun etkisi ile kendimi inkâr etmiş olmamdan dolayı hep bir pişmanlık duymuşumdur.
Bu olay, benim hayatımdaki birçok örnekten, yalnızca birisi.
 
 Aslında hemen hergün böylesi olaylar yaşıyoruz, ama bunların farkına varmıyoruz. Belki benim olayımdaki gibi, onların gerçek anlamlarının ancak yıllar sonra bilincine varabiliyoruz.

•  İş hayatında "hayır" dememiz gerekirken, korktuğumuz için "evet" dediğimiz ne kadar çok durum vardır.

•  Otoritemizi ya da beğenilme duygumuzu kaybetmekten korktuğumuz için, dost ve eşlerimize karşı çoğu kez istediğimiz gibi davranamayız, içimizdekileri tam olarak dökemeyiz.

•  Bir polis ile aramızda bir tartışma çıktığında, ondan korkarak, tehditlerine boyun eğeriz: "Cezayı ya hemen ödeyin ya da cezanız iki misline çıkar" dediğinde, hiç karşı koymayız.

•  Çoğu olayda, rizikoya girmek istemediğimiz için, doğru karar yerine, (hatta bazen bile bile) yanlış olanı tercih ederiz.

Günlük hayatınızda aldığınız kararlar üzerinde bir düşünecek olursanız, sizi harekete yönelten öğelerin çoğu kez, birşeyi yapma ya da yapmama korkusundan kaynaklandığım (belki de hayretle) görürsünüz. Hayalinizden geçen birçok şeyi gerçekleştirmenizi engelleyen tek etkenin, o işe girişmekten dolayı ortaya çıkacak olan rizikodan korkmak olduğunu farketmeniz, pek de şaşırtıcı olmasa gerek.
İçimizde yer etmiş olan bu korkular, tesadüfen ortaya çıkmazlar, onlar bize eğitimle verilmişlerdir. Çünkü bir insanı manipule etmenin, yani kendi istek ve çıkarlarımız doğrultusunda yönlendirmenin en kolay yolu, onda bir korku duygusu uyandırmaktır. Hepiniz: "Eğer benim istediklerimi yaparsan, sana yardım ederim. Ama kendi kafana göre davranırsan, başının çaresine bakarsın" şeklinde formüle edilen bu tehdidi mutlaka duymuşsunuzdur.
Milyonlarca insan günlerini, bu türlü tehditlerin baskısı altında geçirmektedir. Bunların bir kısmı manipule eden, çoğunluğu da kurban olan rolünü üstlenmiş durumdadırlar. Çoğu kimse, içinde bulunduğu bu pozisyondan memnundur. Ama bundan rahatsız olanların sayısı da az değildir. Böyleleri, korku faktörünü kullanarak kendilerini baskı altına alan ve manipule etmeye çalışan sistemlerden şikayetçi olurlar. Bu korku, bir diğer kesimi de o derece etkiler ki, gerçekle olan bağlantılarını bile kaybeder ve psikolojik rahatsızlıklara kapılırlar.

Şimdi size, kendi kişisel tecrübelerimin sonucunda elde ettiğim ve korkuları yenme konusunda, herkesin kendi başına uygulayabileceği bazı önerileri aktarmak istiyorum:

1. Vazgeçmeyi öğrenin
Korkularımla başa çıkma konusunda, bana en çok yardımcı olan metod şudur: "Eğer ben herşeyden vazgeçmeyi başarabilirsem, kimse beni korkutamaz ve istediği gibi de baskı altına alıp, yönlendiremez."
Evet, bu uygulamanın biraz insana ters bir durum yaratabileceği doğrudur. Çünkü hiç kimse, sahip olduğu herşeyden vazgeçmeyi istemez ya da bunu başaramaz. Zaten böyle bir isteği de ancak rahipler ve yogiler duyarlar. Biz de sizden sahip olduğunuz herşeyi terketmenizi istemiyoruz. Hayatı sürdürebilmek için, sahip olunması gereken pek çok şey vardır. Ama burada, vazgeçme konusunu vurgulamamızın amacı, bunu, başkalarının bize baskı yapmalarında nasıl kullandıklarını daha net olarak ortaya koyabilmek içindir.
Reklâmlar sizi bir kez bir mesajla etki altına aldılar ve "komşunuzdan daha beyaz çamaşırlara sahip olmak istiyorsanız, bizim deterjanımızı kullanın" sloganı ile üzerinizde psikolojik bir baskı kurdular mı, buna boyun eğmek zorunda kalırsınız, çünkü hiç kimse komşusundan geride kalmak istemez. Ya da "benim çamaşırlarımın komşununki kadar temiz olup-olmaması hiç de umurumda değil" diyerek, yan komşudan daha kötü bir ev kadını olma riskini üzerinize alır (bundan vazgeçer) ve geride kalmak korkusunu da üzerinizden atarsınız.
Belki sizi de: "İyi bir aile babası olarak, mutlaka kendinizi ve ailenizi sigorta ettirmelisiniz" türünden bir yaklaşımla manipule etmeye çalışanlar olabilir. Onlara vereceğiniz: "İyi bir aile babası olmak, benim için pek o kadar önemli değil, bundan vazgeçebilirim" cevabı ile suçluluk duygusu sonucu doğacak olan korkudan da kurtulmuş olursunuz.

Bu türlü alternatif yaklaşımlar ile başkalarının  bizi korku yardımıyla nasıl manipule ettiklerinin farkına varmak, bize, suçluluk duyguları altında ezilmekten kurtulma ve manipulatif baskılara karşı koyma imkânını verir.
2. Korkunuzu çözümleyin
Korkularla başa çıkma üzerine hazırladığımız bir seminerde oluşturduğumuz "beş aşamalı formül", bana bugüne dek korkuları yenme konusunda epeyce yararlı oldu. Şimdi size bu beş aşamayı açıklamaya çalışayım:
 
1. Aşama: Neden ya da nelerden korktuğunuzu tam ve kesin olarak tesbit edin. Çünkü korktuğunuzu sandığınız şeylerin çoğunun pek bir aslı-astarı bulunmaz. Bunların üzerinde iyice düşünmek ve onları analiz etmek, korkuların kendiliğinden kaybolmasına yol açar.
2. Aşama: En kötü durumda, neler kaybedeceğinizi ve size neler olabileceğini düşünün. Bu konuyu derinlemesine irdelemek, size, en kötü durumun bile, aslında öyle önceden korkulduğu gibi mahvedici olmadığını gösterecektir.
3. Aşama: Başınıza gelebilecek en iyi şey nedir? Yalnızca başınıza gelebilecek en kötü şeyleri değil, onunla birlikte olabilecek iyi şeyleri de düşünürseniz, içinizdeki korku düzeyini yarı-yarıya dengelemiş olursunuz ve korkunuz da   otomatikman azalır.

4. Aşama: Başınıza gelmesinden korktuğunuz en kötü şeyi engelleyebilmek için, elinizdeki imkânlarla neler yapabileceğinizi düşünün. Savunma ve hücuma geçme konuları üzerinde düşünmek, hem kafanızdaki soruları aydınlatır, hem de çaresizlik ve güçsüzlük duygularını yenmenizi sağlar.
5. Aşama: "İçimdeki korku duygusunu olabildiğince azaltabilmek için, elimden gelen herşeyi yapmaya ne zaman başlayacağım?" sorusuna gerçekçi bir cevap verin.

Korku düşünceleriyle oyun oynayın.
Benim hemen hemen bütün korkularımın yalnızca kendi fantazilerimde, yani düşüncelerimin içinde var olduklarından hiç şüphem yok. Yani bunların çoğu gerçek değil, "sanal" korkular.

Genellikle bize bazı şeylerden korkmamız gerektiği öğretildiği için korkarız. Polisten, yılandan, amirlerden, karanlık sokaklardan, otoriter babalardan, fazla gülmekten, toplum dışına itilmekten, kanserden, ölümden ve daha yüzlerce şeyden korkmamızın tek sebebi, eğitimdir.

Korku doğurma ihtimali olan ya da bilmediğimiz bir durumla karşılaşınca, beynimiz hemen: "Tüh, Allah kahretsin, hep benim başıma gelir bunlar zaten" ya da "kurtulmak için hiç bir şans da yok" gibi düşünceler üretmeye başlar. Düşünceler böyle programlanmış oldukları için, daha o durumu yaşamaya başlamadan, içimizi otomatik olarak korku duygulan ile doldururlar.

Madem ki olay beyinde bitiyor ve korku üretimi de belirli bir programlanmanın sonucu, o halde bu programı başka türlü kurmanın da mümkün olması gerekir.

Bize, belirli durumlarda korku duymamız için emirler veren ve bu yönde eğitenlerin başında, aile, öğretmenler ve toplum gelir. Onlann verdikleri emirlerin tam terslerini siz de her gün kendi kendinize vererek, beyninize yazılmış olan programı tersine çevirebilirsiniz.

Her gün kendinize en az bir kere zaman ayırıp, sessiz bir köşede sakince oturup, gevşemeye çalışmaya karar verdiyseniz, çevreye ve sorunlara kulak tıkamasını ve iç sesinizi dinlemesini öğreneceksiniz demektir. Siz ve sizin gibiler, beyinlerindeki bu korku programı değişikliğini, daha rahat gerçekleştirebilirler.
Yapmanız gereken şey, aslında son derece basittir. Yirmi kere arka arkaya sakin, zorlanmadan ve dostça bir ifade ile: "Her ne olursa olsun, hiç bir şeyden korkmuyorum" sözünü tekrarlayın. Üzerinde fazla düşünmeden, ilaca başvurmadan, içki almadan ve sakinleşmek için sigara içmeden, öylesine sadece bunları söyleyin, her gün en az yirmi kere. Bu basit yöntemle, başkalannın size işlemiş oldukları korku duygularından kurtulmaya çalışmak, kimseye bir zarar vermez.
Eğer bu tekrar ve kendi kendine telkin metodunu her gün düzenli olarak uygularsanız, olumlu etkilerini mutlaka görürsünüz. Bu metodu, hiç bir zararını görmeden yıllarca uygulayabilirsiniz. En azından, çoğu kimsenin sakinleşmek ve korkudan kurtulmak için başvurduğu sigaraya oranla, çok daha faydalı bir uygulamadır. Sizce de öyle değil mi?
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@kisiselgelisim.gen.tr

 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :Korkularla Başa Çıkmak -

Yorumlar