KILIÇ USTASI

Ak sakallı kılıç ustası, oturduğu geniş minderden kalfa ve çıraklarının çalışmalarını dikkatle izliyordu. Harlı fırında korlaşan çeliğe şekil veren genç eller, ustanın öğretisini yansıttıkça yaşlı kılıç ustası keyifleniyor, uzun yıllar yanında çalışan genç insanlara mesleğinin inceliklerini öğretmenin mutluluğunu yaşıyordu. Bilmekteydi ki bu dünyadan göç ettikten sonra bile ustalığı bu genç insanlarda yaşadığı sürece ismi de kendisi de yaşayacaktı.
Genç savaşçı, kılıç atölyesine telâşla girdiğinde, atölyede çalışanlar yoğun çalışmalarına devam etmekteydiler. Başlarını işlerinden şöyle bir kaldırıp müşterilerine saygıyla baktılar ve tekrar işlerine geri döndüler. Genç savaşçı, bu davranışlardan muhatabının yaşlı usta olduğunu anlamıştı. Ona doğru yöneldi. Ustaya saygıyla yanaştı:
- Son cenk çok zorluydu, dedi yamulan kılıcını göstererek de devam etti. Tezden kılıcımı tamir ettirmek istiyorum.
Usta, gönyesi bozulmuş kılıcı dikkatlice aldı; bir uzaktan bir yakından, farklı farklı açılardan küçük dokunuşlarla defalarca inceledi, inceledi. Genç adam, bu uzun tetkik sürecini sessizce bir kenarda izlerken, bir taraftan ustanın yüzünden sonuçlan anlamaya, diğer taraftan da sabırsızlığını göstermemeye çalışıyordu.
Oldukça uzun bir süre sonunda usta nihayet kılıcı minderin yanına koydu ve savaşçıya dönerek:
- iş, ustalık gerektiriyor. Diğer tamirlerden farklı bir yöntem uygulayacağım. Hem pahalı, hem de riskli. Kabul eder misin?
Genç savaşçının yüzü, ustanın sözleriyle aydınlandı.
- Razıyım, yeter ki kılıcım istediğim gibi olsun, dedi.
Yaşlı usta, kılıcı oturduğu minderin altına yerleştirdi, oturuş biçimini değiştirerek ve farklı hız ve ritmlerle iki kez oturup kalktı.
Genç adam, şaşkınlıkla ustanın ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordu. Usta, kılıcı kendisine uzattı. Kılıç düzelmişti.
Genç adam, kılıcına şöyle bir baktı, havaya savurdu. Dengesini hissetti ve rahatladı.
- Ne kadar ödeyeceğim?
Usta, sakalını sıvazladı, kendinden emin bir tavırla:
- Yirmi altın akçe, dedi.
Genç adam şaşırdı, sonra birden hiddetlendi:
- Ama usta, yapılan işin tamamı iki darbe. Bu parayla yeni bir kılıç alınır! Yirmi akçeyi ödemek istemiyorum. Hem bu kadarını ben de yaparım. Ne emek ne sermaye harcadın.
Yaşlı usta sakince genç adamı dinledi. Kılıcı tekrar minderin altına koydu. Eski yamuk hâline getiren iki darbeyi oturup kalkarak vurdu. Kılıcı savaşçıya uzattı.
Genç adam, bu sefer daha çok kızdı.
"Ben de yaparım." diye düşündü. Kılıcı hırsla çekip aldı. Yandaki konuk minderine oturup iki darbelik oturdu ve kalktı. Sonra muzaffer bir komutan edasıyla minderin altındaki kılıcı çekti. Gözlerine inanamadı. Ata yadigârı kılıç ortadan ikiye bölünmüştü. Çaresiz gözlerle ustaya döndü.
Usta, savaşçıya:
- Ödemeni istediğim bedel iki darbe değil, 30 yıllık birikimdi evlât, dedi.


DERLEYEN...EDİTÖR
İletişim:bilgi@kisiselgelisim.gen.tr

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kilic - ustasi -

Yorumlar