GENÇLER

GENÇLER                                   
Bütün insanların içinde, büyük cevher yatakları vardır. Bazı insanlar bunu ortaya çıkarırlar, çoğunluğu ise çıkaramazlar. Bunu çıkarmanın birinci şartı, içimizde cevher olduğuna inanmamızdır. Daha önce dediğim gibi Cenab-ı Allah Japonları, İngilizleri, İtalyanları, Almanları süper zekâlı yaratıyor da Türkleri geri zekâlı mı yaratıyor? Kesinlikle hayır. Cevabı içinizden geçirdiniz bile. ‘Onlar çalışıyorlar, biz yatıyoruz.’
Toprağın altında hazine olduğuna inanırsak kazma-kürek aramaya başlarız, bunları bulduktan sonra kazmaya başlarız. Aynı bunun gibi içimizde cevher olduğuna inanırsak, ders çalışmaya başlarız. İyice çalıştıktan sonra da hazineye kavuşur ve istediğimiz yeri kazanırız. Unutmayın bilgi hazinedir. Peygamberimiz (sav) ‘İlim müminin yitik malıdır, nerde görürse almalıdır.’ buyurmuştur. Damlaya damlaya göl olur misali, biz de kafamızı bir hazineye dönüştürmeliyiz ki değerimizi arttıralım.
Mersin merkeze bağlı Yan par köyü var. Köyün girişinde beyaz, çorak, insanın yürümeyeceği kadar eğilimli, otuz dönüm kadar çalılıklı bir arazi vardı. Bir gün baktım birkaç tane iş makinesi araziyi düzeltiyordu. Sonra büyük büyük çukurlar açıp, buralara kırmızı toprak doldurdular, ağaç diktiler. Toprağın daha verimli olması için aralara bakla dikip, büyüdükten sonra tırpanlayıp toprağa karıştırdılar. Aradan üç yıl geçti; şimdi orası otuz dönüm limon bahçesi oldu. Ama o arazinin bir kilometre ilerisinde dümdüz yerde kıpkırmızı toprak, yıllardan beri boş bekliyor. O araziye hiç masraf yapmadan fidanı dikiverip sulasan, kendiliğinden büyüyecek ve istifade edeceksin.
Bu örneği niçin anlattım? Bir öğrenci vardır. Daha ilk anlatmamda dersi anlayıveriyor. Anlama yeteneği çok yüksek; fakat kendini derse vermiyor, evde hiç ders çalışmıyor. Bu öğrenci o düz arazideki kırmızı toprak gibidir. Bu zekânın hiç önemi yoktur. Ben susuzluktan kavrulurken kullanamadığım suyun bana faydası yoktur. Hatta zararı vardır. Hiç olmazsa ‘Su yanımda da değerlendiremiyorum.’ sözünü kullanmam. Bunun tam tersi olarak bir öğrenci vardır. Dersleri hemen kavrayamaz, birkaç defa anlatırsın ancak anlar; fakat evde takviye yapar o konuyu iyice kavrar, yavaş yavaş ilerleyerek bütün konulan tam olarak anlar ve istediği fakülteyi kazanır. Bu öğrenci de çorak, verimsiz, çok eğimli arazi gibidir.
Şunu aklınızdan çıkarmayın! Yürüyen kaplumbağa, uyuyan tavşanı, geçer.                                   
Bir insanı, en fazla kendisi düşünür. Öğretmenler, hatta anne ve baba ya da eş insanın hayatının belli bir bölümünde vardır. Sonra olmayabilir. Ama kendin senden sonsuzluğa kadar ayrılamayacaktır. Bu nedenle başkasından beklediğin bir iyiliğin sonsuz katını kendine yapacaksın. Sen mükemmelsin... Sen en üstün yaratıldın. Sen ‘Eşref-i mahlukatsın’ yaratılmışların en üstünüsün. Eğer istersen meleklerden üstün olabilirsin. Niçin yaratıldığını düşünmeyip oyunlarla hayatını bitirirsen ‘Esfele sefilin’ yani sefillerin en sefili olursun, şeytandan daha aşağıya düşersin. Bunları düşünerek yeteneklerinin, kabiliyetlerinin farkına var, ona göre çalış. Altın vakitlerini, hurda yığını gibi boş işlerle harcama.
Yunus Bilge adındaki öğretmen, dersine ilk defa girdiği bir öğrencinin bütün derslerinin zayıf olduğunu öğrenmişti. Herkes o öğrenciye neredeyse geri zekâlı olarak bakıyordu. Ancak öğretmen buna inanmıyor, inanmak istemiyordu. Çünkü ‘Sekizinci sınıfa kadar gelmiş bir öğrenci, gayet akıllıdır’ diye düşünüyordu. Onunla konuştu. Konu internete geldi. Öğretmenin bu taraklarda bezi olduğundan ortak bir konuda buluşmuş oldular. Öğrenci bu konuda çok ileri bilgilere sahipti. Öğrencinin bildiğini öğrenmek isteyen insanlar, 4 yıllık bir fakülteyi bitirmek zorunda kalıyorlar. Demek bu çocuk aptal değildi, aksine çok zekiydi. Sadece ilgisizdi. Öğretmenler bu çocuğun ilgisini çalışma yönüne çekemiyorlardı. Onun öğrenme yöntemini keşfedememişlerdi. Yoksa o çocuk için matematik ve fen dersi çocuk oyuncağı idi. Öğretmen bununla ilgilendi, bu durumu diğer öğretmenlere de anlatarak onların da ilgilenmesini sağladı. Seviye Tespit Sınavı sonuçlarına göre sıralamanın yapıldığı bir kurumda en son sınıfta olan bu öğrenci, sene sonunda SBS'de çok yüksek netler çekerek iyi bir Anadolu lisesini kazanmıştı. Burada bir öğretmenin dikkatini çekerek gelişme başlıyor. Ya dikkatini çekmeseydi. Senin sınıf içindeki başarı seviyen, o öğrenciden belki daha kötüdür. Ama içindeki cevher, öğrenme yeteneğin o öğrenciden daha iyidir. Seni ortaya çıkaracak bir öğretmen mi bekliyorsun. O durakta bekleyen binlerce öğrenciden birkaçı bu arabaya binebiliyorlar. Hiç bekleme, hemen yürümeye başla ve onlar hâlâ durakta beklerken sen, çoktan hedefine varmış olursun.
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@kisiselgelisim.gen.tr

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :genc - başarı -

Yorumlar