Erkekler Eşlerinden Uzaklaşma nedenleri

Erkekler Eşlerinden Uzaklaşma nedenleri ; Dorothy Dix'e göre bir kocanın mutluluğu herşeyden önce karısının huylarına bağlıdır. Bir kadın onun her arzusuna karşı koyacak, her hevesini kıracak, her şeyi eleştirecek ve neden başkaları gibi daha fazla para kazanmadığını söyleyecek olursa, zavallının kolu kanadı kırılacaktır. Tekrar uçabilmesi güçleşecek, hatta imkansız olacaktır.

Bu gibi sözlü saldırılar aile mutluluğunu her şeyden fazla sarsar. Karı koca arasındaki, sevgiyi, saygıyı, güveni ve bütünlüğü yok eder. Bunları benim uydurduğum sözler sanmayın. Dr. Lewis M. Terman binbeşyüzden fazla evlilik üzerinde incelemelerde bulunmuş ve istisnasız bütün kocaların, en fazla, hanımlarının rencide edici hareket ve sözlerinden yıldıklarını tesbit etmiştir. Başkaları tarafından yapılan incelemeler de, başka hiçbir tavrın (zina dışında), hiçbir sözün bu kadar ciddî sonuçlar ortaya çıkaramayacağını göstermiştir.

Ne yazık ki, tâ mağara devrinden beri kadınlar kocalarına bu şekilde tesir edebileceklerini zannetmişlerdir.
Eflâtun bile bundan çok çekmiş ve zamanında şirret karısı Xanthippe'den kurtulmanın yollarını araştırmıştır. Napolyon ve Abraham Lincoln gibi meşhur adamlar da aile hayatlarında en fazla bundan şikâyetçi olmuşlardır. Agüst Sezar ikinci karısı Scribonia'yı, artık tahammülü kalmadığı için boşamıştı. Günümüzde de hâlâ bu taktiği benimseyen kadınlar vardır ve onların elde ettikleri sonuçlar daima olumsuz olmaktadır.

Bir aile dostumuz, karısı her girdiği işle alay ettiği için az kaldı geleceğini tamamen karartacaktı. Adamcağız tezgâhtar olarak hayata atılmıştı. Her akşam, biraz teselliye ihtiyaç duyarak eve geldiğinde karısı alaylı bir şekilde ona: "Anlat bakalım dâhi kocam. Hiç komisyon aldın mı? Yoksa bütün gün şefinin öğütlerini mi dinledin? Haberin var mı ev kirası da haftaya ödenecek? Hem söyle bakalım bugün sana "aferin" verenler oldu mu?.." gibi, ardı arkası gelmez iğneleyici sözler söylerdi..

Bu durum yıllarca devam etti, aziz okuyucularım. Fakat bu dostum yılmadan çalışıp durdu. Şimdi o büyük bir şirkette ikinci müdürdür. Karısını merak ediyorsunuz değil mi? Onu çoktan boşayarak bir başkasıyla evlendi. Aradığı her şeyi ikinci karısında bulmuştu.

Zavallı ilk karısı, kocasının niçin kendisinden ayrıldığını hâlâ anlayamıyor.

"Senelerce kahrını çektim de nihayet genç bir kız buldu; beni bıraktı. Böyle vefasız koca mı olur?" diye eşine dostuna dert yanıyor. Bu kadına, gerçeği ne kadar anlatmaya çalışırsanız çalışın yine de anlamayacaktır. Hep kendi kafasına gidecektir. Tıpkı bir kazık gibi, kendi sabitlerine çakılıp kalmıştır.

Aynı şey, geçenlerde bir başka dostumun oğlunun başına geldi. Yirmi-otuz yaşları arasında olan bu genç, reklamcılık işinde tutunmaya çalışıyordu. Karşılaştığı rekabet ortamı o kadar çetindi ki, sabrının tükenip yılmaması için ona destek olabilecek, sıcak ilgi gösterebilecek birisine ihtiyacı vardı. Karısı ise bunlardan ne kadar uzaktı! Son derece hırslı ve geçimsizdi.
Herşeyi kocasının beceriksizliğine bağlıyordu.

Gün geldi ve sonunda çocuğun sabrı tükendi. Kendine olan güvenini kaybettikten başka, işini de kaybetti. Karısı sanki bunu bekliyormuş gibi.hemen ondan ayrıldı. Boşanmalar hoş olmamakla birlikte, bu çocuk için son derece hayırlı oldu. Bir hastanın sağlığına kavuşması gibi, o da tekrar kendine olan güvenine kavuştu. Kısa sürede kendisini toparlayarak, hayatına yeniden bir çekidüzen verdi.

Hakaretin en kötü şekli, bir kimseyi bir başkası ile, insafsızca kıyas etmektir. Haliyle, bu kanayan bir yarayı daha fazla deşmekten başka bir işe yaramaz. Şikâyet, aşağılama kıyas ve alay, taciz etmenin ayrı ayrı şekilleridir. Bir alışkanlık haline getirilmeye görsün; ne yenilir, ne yutulur tarafı vardır.

Virginia'lı profesör Dr. Samuel W. Stevenson, geçenlerdeki bir konuşmasında Amerikan kocaları adına üç özgürlük talebinde bulundu.

Profesör, "Kadınlar bize hakaret etmesinler; olur olmaz her şeye karışarak akıl vermeye kalkmasınlar; günün yorgunluğundan sonra eşofmanlarımızı giyip de rahat etmek istediğimizde bize karışmasınlar."

Acaba kadınlar kocalarını niçin rahatsız ederler? Bunun mutlaka çeşitli sebepleri vardır. Bunlar, bazen vücutta meydana gelen anormallikler olabilir. Nasıl ki bir makinanın düzenli çalışabilmesi için arada sırada gözden geçirilip bakımı ve tamiri gerekiyorsa, bir insanın da zaman zaman doktora giderek kontrolden geçmesi, gerektiğinde tedavi görmesi sıhhati açısından kaçınılmazdır. Son aşamadaki yorgunluk da saldırıya sebebiyet verebilir. Bunun çaresi de yorgunluğa sebep olan faktörleri tesbit ederek gidermektir. Gizli düşmanlık da rol oynayabilir. Ayrıca, kendisine karşı ilgisiz kalınması da bunda etkendir. Karı-koca arasındaki cinsî anlaşmazlıklar, sevmek-sevilmek ihtiyacı, hayata karşı duyulan derin bezginlik, saldırı ve aşağılamağa sebep olan tipik örneklerdir. Bunlardan kurtulmanın yolu, öncelikle insanın kendisini sorgulaması, bunları tesbit edip açığa çıkartarak çözüm yollarını aramasıdır. Bu kötü huylar, bir ateşe benzin dökmekten başka bir şey değildir. Medenî Kanun bile kusur bulma illetini dikkate almıştır. Bu gibi haller mahkemelere kadar aksetmiştir.

Georgia Yüksek Mahkemesi böyle bir davaya bakmış ve sonuçta, karısının tecavüzkâr, küstahça sözlerinden bıkarak; kocanın kendisini bir odaya kilitlemesini yerinde bulmuştur. İlk bakışta tuhaf gibi görünen bu karar; "Tavan arasında bir odaya kapanmak, şirret bir kadınla büyük bir evde yaşamaktan iyidir" sözüne uygun oldu.

Karısı bir başkası ile kaçan bir koca, boşanmak için mahkemeye başvurdu. Bu davaya bakan ingiliz hakim, kadının tazminat olarak 700 dolar talep etmesine rağmen bunun az bir kısmını kabul ederek 210 dolara hüküm verdi. Gösterdiği sebep ise düşündürücü ve aynı zamanda pek anlamlıdır: "Anlaşamamazlık sebebiyle, bugüne kadar geçen o kötü yıllarla birlikte, kadının kocası yanındaki değeri de düşmüştür!"

Acaba hangi kadın bu kararın kanunlaşmasını ister? Kanunlaştığını varsayalım. O zaman bazı erkekler mahkemeye başvurarak: "Ben bu kadından boşanmak istiyorum. Aman hâkim bey, beni nafakaya falan mahkûm etmeyin. Yıllardan beri onunla hiç geçinemedik. Gözümde on para kadar kıymeti yoktur. Bizi boşayın." demezler mi?

İşin doğrusunu isterseniz, bazı erkekler kadını serbest bırakmakla kalmayıp, ondan kurtulmak için üzerine para dahi verirler.
Bir erkeği bu derece hayattan bıktıran, başarı yollarını tıkayan bu hastalığın çaresi var mıdır?

Eğer kadın kasıtlı değilse, verdiği zararlardan habersizse ve gerçekten tedaviyi de arzu ederse, cevap: Evet...
Yakalandığınızı bilmedikçe, bir hastalığı tedavi etmeniz imkansızdır. Önce teşhis edeceksiniz ki, arkasından da tedavi edebilesiniz. Teşhiste tereddütlü olmak, kemirici bir ruh hastalığıdır. 

Şüphenizi gidermek için kocanızın yardımını isteyin. O doğrusunu söyler de sizi doğrularsa sakın küplere binip, inkâra yeltenmeyin. Bu tarzda tepkiniz onun söylemiş olduğu sözleri tasdik edecektir. Doğru olan, büyük bir olgunluk içinde durumunuzu düzeltmeye çalışmaktır.

Aşağıdaki kurallar bu hususta size yardımcı olabilir:

  1- Sizinle elbirliği yapmaları için kocanızla ailenizi teşvik edin, yardımlarını isteyin.

Onlardan, her sinirlendiğinizde sizi uyarmalarını isteyin.

  2- Bir şeyi bir kere söyleyip sonra da unutmaya alışın.

Kocanız size bahçedeki ağacı budamaya söz vermiş olabilir. Defalarca bu sözünü hatırlatmanız saçmadır. Belki de budamaya hiç niyeti yoktur. Niçin nefes tüketiyorsunuz? Israrınız karşınızdakini inatçı yapar.

3- Daha uygun, uysal yöntemlerle sonuç almaya çalışın.


Bilir misiniz "şekerle, insan sirkeyle olduğundan daha fazla sinek yakalar" derler. Doğrudur. Örneğin: "Hani ağacı budayacaktın? Akşam oldu hâlâ ne duruyorsun?" diyeceğinize; "Haydi hayatım, sen ağacı budarken ben de senin sevdiğin aşure tatlısını pişireyim." veya "Hayatım, ister misin bahçeye birlikte çıkalım? Hem, baharın mis gibi havasını teneffüs eder, hem de budadıklarını toplamada sana yardımcı olurum" şeklinde konuşmakla kocanızı kuzu kuzu yola getirir ve istediğinizi de yaptırmış olursunuz. Boşuna dememişler: "Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkartır" diye...

  4- Esprili, neşeli olun.

Bu sayede daha etkili olursunuz. Ağlanacak şeylere ancak bunakların, akıldan uzak olanların güleceği gibi, basit, önemsiz şeyleri bir trajedi haline getirmek de manen bizi iflas ettirir. Nitekim bazı kadınlar da, banyoda yere düşen havluyu kocalarına aldırmak veya geçen gün kendisiyle tartışan komşu kadını dövmeye onu zorlamak gibi olur olmaz şeyler isteyerek gereksiz yere enerji sarfederler. Bazı zamanlarda duygularımıza yenilerek, değersiz ve küçük şeyler uğruna mutluluğumuzu gölgeleyecek kadar ileri gideriz.

Kaba ifadeler yerine, nükteli sözler söylemeniz sizi sempatik yapar. Ancak keskin sözlerden de sakınmanız gerekir.
Zaman zaman şaka yapmasını bilin. Yalnız bunun dozunu iyi ayarlayın ve soğuk şakalardan uzak durun. Şunu iyi bilin ki;
Hoş şakaların, aranızdaki sevgiyi arttırıcı bir etkisi olduğu muhakkaktır. Şüphe yok ki, neşeli olmak insanları canlı kılar. Neşeli insanlar aynen güneş gibi, girdikleri yeri aydınlatırlar.

Aydınlık bir yuvanız olsun istemez misiniz? Öyleyse, şu asık surat maskenizi fırlatıp atın. Bakın, şen şakrak olmak size ne kadar da yakıştı.

5- Üzüntü verici durumları oturup sakin bir şekilde değerlendirin.

Öfkelendiğinizde, öfkenizi ve sebeplerini bir kâğıt üzerine yazmaya çalışın. O an için hiçbir şey söylemeyin. Her ikiniz de sakinleştiğinizde, meseleyi kocanızla tekrar ele alarak üzerinde düşünmeye çalışın. Sinirlenmenize sebep olan şeyin belki de bir incir çekirdeğini bile doldurmadığını görerek utanacaksınız.

Ne var ki, böyle de olsa sizi öfkelendiren sebepleri gözardı etmeyin. Heyecana kapılmadan, onları mantıklı bir şekilde incelemeye çalışın. Bu zaaflarınızı kocanızla birlikte karşılıklı güven ve işbirliği ile giderme imkânlarını arayın.

6- Sorunları öfkeye kapılmadan halletmenizden gurur duyun.

insanî ilişkiler sanatını ustaca uygulayın. İstediğiniz sonuç için insanları tahrik etmeyip, onlara ilham verin. Charles Sa-wap'a göre bu, bir kocayı idare etmenin sırrıdır.

Bir şarkının sözlerini hatırladım. Hakikaten kocanızı ne tabanca tehdidi ile, ne de şirretlikle zaptedebilirsiniz. Bu yalnızca onun kalbini kırarak saadetinizi yıkmaya yarar. Oysa, ona söyleyeceğiniz hoş sözler yankısını bulacak; büyülü bir anahtar gibi, tatlı dilinizle kocanızın kalbini bütünüyle fethedecek ve birlikte mutluluğun doruklarında gezineceksiniz.

DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@kisiselgelisim.gen.tr

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :erkekler - evden - -

Yorumlar