En Yaygın Dört Endişe

EN YAYGIN DÖRT ENDİŞE
Yaygın endişelerimize göz atıp, onlar için bunca zaman harcamaya değip değmediğini anlamak bazen yararlı olur.
1.  Yarınki ihtiyaçlarımızı karşılamak için yeterli para olmayacağı endişesi (Şöyle ya da böyle bugün hayatta kalmayı başarırız).
2. Gelecekte beden sağlığının yitirileceği endişesi.
3. Zihin sağlığının yitirileceği endişesi.
4.Yalnız bırakılacağımız, reddedileceğimiz ve aldırış edilmeyeceğimiz, sevgi ve arkadaşlıktan yoksun bırakılacağımız endişesi.
Dördün de yarınla ilgili endişeler olduğunu görüyorsunuz. Biraz düşünürsek bu dört endişenin de nadiren gerçekleştiğini anlarız. Enerjimizi yapıcı bir biçimde kullanmak yerine endişelenerek boşa harcıyoruz.
Parasız kalmakla ilgili endişeyi ele alalım örneğin. Bazı insanlar para için endişe duymanın aklın gerekli bir aktivitesi olduğunu, para için endişelenmezlerse sahip olduklarını kaybedeceklerini düşünürler. Diğerleri endişenin tutumlulukla birbirini tamamladığını ve endişenin gelecek için yeterli birikimi sağlama dürtüsü olduğunu düşünürler. Şimdi endişelenerek gelecekte endişelenmek zorunda kalmayacaklarına inanırlar.
İlginç  olan şu ki bir kez endişelenmeye başlandı mı endişe duyulan şey önemini yitirir. Bulmak için her taşı kaldırmamız gerekse bile her zaman endişelenecek bir şey bulunur. O eski endişelenme huyunu bir kez kazandık mı endişelenecek bir şey bulmak hiç zor olmaz.
Genç bir çift hatırlıyorum. Kadın sabahtan akşama kadar endişeli ve perişandı. Sürekli olarak yüksek sesle endişeleniyordu. Sesiz kaldığı zaman ise kocası gülerek şöyle sorardı: "Millie, bundan sonraki endişelerini mi plânlıyorsun?"
Geçen gün iki kadın arasındaki bir konuşmaya kulak misafiri oldum. Kadınlardan biri çoğu zaman suçluluk hissettiğini söyledi. Birçok şeyden suçluluk hissettiğini, ama aldırmadığını, çünkü suçluluk duyunca kendisini iffetli, erdemli hissettiğini söyledi. Öteki kadının verdiği yanıt daha da ilginçti: "Ben her zaman endişeleniyorum, ama aldırmıyorum; çünkü endişelendiğim zaman çok sigara içiyorum ve çok sigara içince de kilo almıyorum." Bu da bir bakış açısı.
Bu kadar çok olumsuz örneğe dalmamın nedenini merak ediyor olabilirsiniz ama bunlar endişelenmenin ne kadar aptalca olduğunu anlamaya yardımcı olur. Endişe alışkanlığının üstesinden gelmenin ilk adımı onunla işinizin bittiğini kabullenmektir. Tıpkı bir sigara tiryakisinin sigarayı bırakmaya ya da bir alkoliğin artık içmemeye karar vermesi gibi, "Endişelenerek vaktimi boşa harcamayacağım artık" demelisiniz. Kötü bir alışkanlıktan vazgeçerken olduğu gibi ondan vazgeçmeye istekli olmalıyız. Bir tabağı masadan kaldırıp mutfaktaki rafa yerleştirdiğimiz gibi endişeyi alıp "dokunmayınız" dosyasına yerleştirmeliyiz.
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@kisiselgelisim.gen.tr


Bu makale şu konularla ilgili olabilir :psikoloji - felsefe - kişisel gelişim - bireysel gelişim - başarı - başarısızlık - normaldışı - psikolojikrahatsızlıklar - endişe - hastalık -

Yorumlar